ECE VAHAPOĞLU: “GERÇEK GÜÇ, KALPTEN BAĞ KURABİLMEKTE…”
- Nilüfer Pazvantoğlu

- 24 Eyl 2025
- 3 dakikada okunur
Kadın ruhunun şefkat, teslimiyet ve yaratıcılıkla bütünleşen tarafı… Son yıllarda sıkça duyduğumuz ‘dişil enerji’ kavramı, aslında hem kişisel hem de evrensel bir dönüşümün anahtarı. Ece Vahapoğlu, aynı adı taşıyan kitabında bu yolculuğu kendi deneyimleriyle harmanlayarak okurlara aktarıyor. Kayıplardan uyanışlara, sezgiden yaratıcılığa uzanan bu yolculuk; sadece kadınlara değil, yaşamın akışına kulak vermek isteyen herkese ilham veriyor. Vahapoğlu, dişil enerjinin gücünü içselleştirmenin; ilişkilerde denge, iş hayatında yaratıcılık ve ruhsal şifada nasıl dönüştürücü bir etki yarattığını içtenlikle anlatıyor. Şimdi, onun kalbinden geçenleri ve dişil enerjiyi hayatına nasıl kattığını dinliyoruz…

· Kitabınıza da isim olarak verdiğiniz ‘Dişil Enerji’nizi nasıl keşfettiniz? Öncesinde hayatınızda en çok hangi alanlarda bastırdığınızı fark ettiniz?
Benim için dişil enerjiyi keşfetmek, bir yolculuk gibiydi. Özellikle oğlumu doğurmadan önce yaşadığım düşük büyük bir uyanış oldu; sağlıklı ve mutlu bir kadın neden düşük yapar konusunu sorguladım ve pek çok farklı örneğine çeşitli yaş gruplarında rastladım. İlk bunu araştırarak başladım. Uyguladıklarımı kitaplaştırırken zaten hemen hamile kaldım. Bir de eskiden çok daha eril enerjide bir hayat tarzım vardı: hep üretmeye, başarmaya, hedefler koymaya ve tek başıma yapmaya odaklıydım. “Yapmak” hâli, “olmak” hâlinin önüne geçmişti. Ruhumun ihtiyaçlarını bastırdığımı, sezgilerimi dinlemediğimi fark ettim. Bu farkındalıkla birlikte yavaşladım, yoga ve nefes çalışmalarıyla bedenimle ve duygularımla yeniden bağ kurdum. Paylaşmayı öğrendim. Bırakmayı ve akışa teslim olmayı deneyimledim. Kendimi seçtim.

· Toplumsal roller, sizin dişil enerjinizi özgürce ifade etmenizi nasıl etkiledi?
Toplumda kadınlara yüklenen roller – güçlü ol, çalışkan ol, anne ol, bakımlı ol ama sessiz ol– aslında bize sürekli bir “olmak zorundasın” baskısı yüklüyor. Ben de zamanında bu kalıpların içinde sıkıştım. Ama çabuk uyandım. Anladım ki dişil enerjiyi özgürce yaşamak, aslında bu rollerden sıyrılmak ya da kendine göre yorumlamak ve özümü kabul etmekle mümkün. Kendimi daha çok ifade etmeye ve serbest bırakmaya başladığımda özgürleştim. Ve hep akışa şükrettim.
· Geçmiş deneyimleriniz, dişil enerjinizi şifalandırma yolunda size hangi dersleri verdi?
En büyük dersim, bebek kaybı ve ilişkilerde tıkanıklıklar idi. Bolluk bereket de zaman zaman kırılabiliyordu. Başımıza gelenlerin bir zayıflık veya üzüntü değil, aksine bir öğretici güç olduklarını anladım. Zor deneyimler, hayal kırıklıkları, iletişim kopuklukları, kayıplar… Hepsi bana teslimiyetin, kabullenişin ve şefkatin ne kadar dönüştürücü olduğunu öğretti. Bu derslerle ve yoga ve nefes gibi pratiklerle dişil enerjimi dengeledim, güçlendirdim.

· Kendi içinizdeki dişil ve eril enerjiyi dengelediğinizde, ilişkilerinizde hangi değişimler gerçekleşti?
Eskiden ilişkilerimde ya fazla kontrolcü ya da fazla verici bir roldeydim. Dengeyi bulunca daha sağlıklı ilişkiler yaşamaya başladım. Ben de daha mutlu hissettim. Karşımdakini değiştirmeye çalışmadan, kendi alanımı koruyarak ama aynı zamanda kalpten bağ kurarak… Bu denge ilişkilerime huzur ve uyum getirdi. İş, arkadaş, aile veya özel…
· Dişil enerjinin “güç” tanımıyla erkek egemen güç algısı arasındaki farkı kendi hayatınızda nasıl gözlemliyorsunuz?
Erkek egemen güç daha çok “kontrol etme, yön verme, hükmetme” üzerine kurulu. Belki de dünyada savaşların artmasına sebep. Dişil enerjinin gücü ise akışta kalma, yaratma, dönüştürme ve besleme üzerine. Ben hayatımda bunu şöyle gözlemledim: eskiden dışsal başarılarla güçlü hissederdim, şimdi ise şefkatle, üretkenlikle ve bağlantılarımla güçlüyüm. Bilge bir kadın olmak bence en ideali.

· Dişil enerjiyi aynı zamanda evrensel bir güç olarak ele almamız için sizin önerileriniz ne olur?
Dişil enerji sadece kadınların değil, evrenin de yaratıcı gücü. Doğaya, ay döngülerine, denizin akışına baktığımızda bunu hissedebiliriz. Spiral sembolünü bu yüzden çok severim; hep bir döngü ve kaynak içten dışa doğru akıyor.
Önerim şu olurdu: kendimizi doğadan ayırmadan, onunla uyum içinde yaşamayı öğrenelim. Çünkü evrensel dişil enerji hepimizi besleyen ortak kaynağımız. Sevgi enerjisi bunu hepimiz hissedeceğiz.





Yorumlar