top of page
Güzellikhalleri, Güzellik, moda, sağlıklı yaşam, life stye, etkinlikler, seyahat

Safilo Türkiye Ülke Direktörü SERDA GÖKGÖR:“KONFOR ALANININ DIŞINDAKİ ZORLUKLAR İNSANLARI GELİŞTİRİR”

  • Yazarın fotoğrafı: Nilüfer Pazvantoğlu
    Nilüfer Pazvantoğlu
  • 7 saat önce
  • 4 dakikada okunur

2020 yılında krizin ortasında üstlendiği sorumluluklar, annelik ve liderlik rollerini aynı anda yönetmek… Safilo Türkiye Ülke Direktörü Serda Gökgör, zorlu dönemlerde şekillenen, şefkatle güçlenen ve iz bırakan bir liderlik yolculuğunu anlatıyor.


ree

Geriye dönüp baktığınızda, kişisel ve profesyonel yolculuğunuzda sizi bugünkü halinize taşıyan en belirleyici kırılma noktası nedir?

Hayatımdaki en belirleyici kırılma noktası, 2020 yılında, tam da krizin ortasında ülke sorumluluğunu üstlenmem oldu. Bu süreç benim için yalnızca bir kariyer basamağı değil; belirsiz ve güvensiz bir ortamda, başta annelik olmak üzere üstlendiğim tüm rollerin aynı anda en yüksek performansı beklediği çok katmanlı bir sınavdı. Hem artan sorumluluklar hem de duygusal ve ekonomik zorluklar süreci daha da ağırlaştırdı. Kolay olmadı; ancak büyük bir gayretle hepsi aşıldı. Ekip olarak gerçek bir dönüşüm hikâyesi yarattık, ailece ise bizi derinden büyüten ve olgunlaştıran bambaşka bir dönem yaşadık. Bugün geriye dönüp baktığımda, konfor alanının dışında kalmanın insanı ne denli geliştirdiğini çok daha net görüyorum.


Çalışma hayatında bir kadın olarak, zaman içinde inşa ettiğiniz ve bugün sizi en çok görünür kılan içsel duruş hangisi oldu?

Şairin dediği gibi, “Yaşamak şakaya gelmez.” Ben de bu ciddiyetle yıllar içinde kendimle disiplinli bir şekilde çalışmayı öğrendim. Koşullar, ortamlar ve insanlar değişse de kalbimle aklım arasında denge kurarak ilerlemeyi önemsiyorum. Bu duruş; kalıplardan, alışkanlıklardan, varsayımlardan ve çoğu zaman “ben” sandığımız ama aslında olmadığımız kimliklerden ayrışmayı gerektiriyor. Benim için bu süreç, sürekli farkındalıkla kendini tanımak ve düzenli bir içsel çalışma yürütmek anlamına geliyor.


Yıllar içinde ‘başarı’ kavramı sizin için nasıl evrildi; bugün bu kavramı hangi ölçütlerle tanımlıyorsunuz?

Yolun başında başarı, net ve ölçülebilir hedeflerin gerçekleşmesiyle tanımlanıyordu. Bugün ise başarıyı yalnızca sonuçlarla değil; çevremizde, ülkemizde ve dokunduğumuz insanlarda bıraktığımız izlerle değerlendiriyorum. Her şeyin niyetle başladığına inanıyorum. Bazen sonuçlardan çok, hayatın önümüze çıkardıklarına verdiğimiz tepkiler gerçek başarıyı belirliyor. İş hayatında rakamlar elbette vazgeçilmezdir; ancak uzun vadede asıl farkı yaratan, izlediğimiz yolların doğruluğudur.


Bir lider olarak, bir ekipte güven duygusunun gerçekten inşa edildiğini hangi anlarda hissedersiniz?

Bir ekipte güvenin varlığını, hatalarımızı ve gelişim alanlarımızı savunmaya geçmeden, kimseyi suçlamadan ve açıklıkla konuşabildiğimiz anlarda hissederim. Herkesin kendini korkusuzca ifade edebildiği bir ortam, güvenin en somut göstergesidir. Değişmesi gereken bir şey varsa, bu dönüşüm yine o güven ortamının gücüyle ekip tarafından gerçekleşir. Sonuçta tek bir hayatımız var; işte ve özel hayatta iki farklı insan olamayız. İş yerinde yaratılan güvenli alanın, çalışanların yaşam kalitesine ve özel hayatlarına da olumlu yansıdığına inanıyorum.


ree

Şefkatli liderlik sizin için öğrenilen bir yönetim pratiği mi, yoksa karakterinizin doğal bir uzantısı mı?

İnsan odaklı bir mizacım var. İnsanların potansiyellerinin hangi koşullarda ortaya çıktığını gözlemlemeyi seviyorum. Bazen bir mimik ya da bir ses tonu, bir kişinin duygusal dünyası hakkında çok şey anlatabiliyor. Bununla birlikte iş hayatında standartlarım ve beklentilerim oldukça yüksek. Bu nedenle şefkatli liderlik benim için, performans odağıyla insan odaklılığı birbirinden ayırmayan; zaten olması gereken ve kendimde sürekli geliştirmeye gayret ettiğim bir liderlik anlayışı.


Yoğun ve çok katmanlı bir yaşamın içinde sizi yeniden merkeze döndüren kişisel ritüelleriniz neler?

Yazmak benim için güçlü bir denge aracı. Günün izlerini, bir kitaptan aldığım ilhamı ya da bazen yalnızca şükürlerimi not alırım. O an yalnızca defterim ve ben oluruz. Bunun yanı sıra, o dönemdeki ihtiyacıma göre belirlediğim bedensel hareketler ve nefes çalışmaları da merkezime dönmemi sağlayan günlük rutinlerim arasında yer alır.


Günlük hayatınızda zamanı yavaşlatan, farkındalığı artıran küçük ama vazgeçilmez alışkanlıklarınız var mı?

Günlük hayatın hızında ruhumu besleyen küçük molalar yaratmak benim için vazgeçilmezdir. Bu molaların biçimi ihtiyaca göre değişir; bazen kısa bir yürüyüş, bazen sevdiğim biriyle yapılan bir telefon konuşması, bazen birkaç sayfa kitap okumak ya da sadece müzik dinlemek… Tüm bunlar benim için zamanı yavaşlatır.


Estetik bakış açınız, yaşam alanlarınıza ve gündelik tercihlerinizin diline nasıl yansıyor?Estetik ve güzellik, doğanın yani hayatın özünde var. Güzel mekânları ve özenle üretilmiş objeleri seviyorum; bu özeni evimden ofisime, gündelik tercihlerime taşımaya dikkat ediyorum. Bir çayı zarif bir fincanda, hoş bir ortamda içmek bile deneyimi dönüştürüyor. Güzel sofralar içten bir sohbetle buluştuğunda etkisi katlanıyor. Mimari ise estetiğin en somut hâli olarak ilgi alanlarım arasında. Detayları özenle düşünülmüş tarihî ya da modern yapıları ziyaret etmekten büyük keyif alıyorum. Bu anlamda ülkemizin zengin bir mirasa sahip olması büyük bir şans.


Doğayla kurduğunuz temas, zihinsel ve duygusal dünyanızda hangi dönüşümlere alan açıyor?

Doğa, ne kadar muazzam bir sistemin parçası olduğumuzun en güçlü kanıtı. Her şey birbiriyle ilişkili ve her şeyin kendine ait bir zamanı var. Gökyüzüne ya da toprağa baktığımda, her şeyin bir döngü içinde evrildiğini hissediyorum. Bu farkındalık, anın kıymetini bilmemi ve hiçbir şeyi gereğinden fazla büyütmememi sağlıyor.


ree

Kendiyle sürekli temas halinde bir lider olmanın, karar alma süreçlerinize etkisi nedir?

Karar almadan önce ilgili herkesin görüşünü alır, gerekli araştırmaları yaparım. Ardından kendimle kalır, sezgilerimi de sürece dahil ederek nihai kararı veririm. Akıl ve sezgilerim birlikte pusulamdır.


Bugünün genç kadınlarına, özellikle yolun başındaki isimlere, deneyimlerinizden süzülmüş hangi önerileri bırakmak istersiniz?

Kendini tanımak her şeyin başı ve bu ancak bilinçli emekle mümkün. Genç yaşta kendini fark etmek, daha tatmin dolu bir hayat kurmanın anahtarıdır. Duygularımız güçlü birer kılavuzdur. Zaman ise geri alamadığımız en kıymetli şey; bunu unutmadan yaşamak büyük fark yaratır. İnsan düşleri kadar vardır. Büyük hedefler için büyük adımlar şart değil; küçük adımlarla başlamak hem hayallerimizin bize uygunluğunu anlamamızı sağlar hem de bizi büyük adımlara yaklaştırır.


Hayatınızın bu dönemini tek bir başlık, bir duygu ya da bir metaforla anlatmanız gerekse?Çok şükür…


Henüz gerçekleşmemiş ama içinizde büyümeye devam eden bir hayaliniz var mı?

Elbette. Hayallerim hep var ve hep olsun istiyorum. Onlar yaşam enerjimin kaynağı; zorluklardan geçerken bana güç veriyorlar.

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page